Dr. Kemal Aslan Michael Kuyucu’ya Şiirin Popüler Kültür İçindeki Yerini Değerlendirdi

Şair, yazar ve öğretim üyesi Haliç Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Kemal Aslan Akademik Bakış Programında Prof. Dr. Michael Kuyucu’nun sorularını yanıtladı. Kemal Aslan, Akademik Bakış programında şiir kitabı “Sesini Arayan Şarkılar” hakkında bilgiler verirken Türkiye’de şiirin popüler kültür içindeki durumunu değerlendirdi.

Yirmi Yıldır Güfte Yazıyorum

Bu kitap aslında benim yazdığım güftelerden oluşuyor. Ben 2000li yıllardan beri yaklaşık 20 yıldır güfte yazıyorum. Son bir yılda da yoğunlaştı. İlk güftem 2008 yılında besteleyen Baran Çakoğlu’nun “rüyada seyahat” albümü içinde yer aldı. O yıllardan beri yazıyorum.

“Sesini arayan şarkılar” biliyorsunuz müzik endüstrisinde bir şeyler yapsanız da hemen piyasaya dolaşıma girmiyor. Mesela bizim burada “sesini arayan şarkılar” da yer alan güftelerin  – 49 tane güfte var – onu bestelendi. Bir tanesi ninni tarzında, bir  tanesi acı, sekizi de zamana dokunan şarkılar , the gates gibi zamana ironiyle yaklaşan güfteler.

Şiire Daha Çok Kırk Yaş Grubunun İlgisi Var

Şiir kitapları artık satmıyor. Halbuki şiir sözün damıtılması sözün yoğunlaştırılmasıdır. Şiir kitapları artık 100 tane bile basılmıyor. Aziz Nesin’in dediği gibi “o zamanlar Türkiye nüfusu 50 milyon ama 60 milyon şair var”. Yani nüfustan fazla şair var gibi.

Herkes sonuçta neşeleniyor dertleniyor. Bizim toplum keder coğrafyası gibi. Keder coğrafyasında yaralar olunca bazı sözler dile geliyor. Geçenlerde Cemal Süreya’nın ölümünün 33.yılı dolayısıyla onun anısına bir etkinlik vardı, onun şiirlerini okuduk. Dar bir grup da olsa devam eden var. Dikkatimi çeken bir şey var daha çok 40 ve üzeri yaş grubunun şiire ilgisi var. Gençlerden çok az katılım var.

İyi Bir Şiir Okuyucusu Yok

Gençler açısından daha çok bu durum Instagram ya da Twitter’da paylaşımlar şeklinde görülüyor ama o da sınırlı biçimde görülüyor. Çünkü bağlamı yok, paylaşımlar yüzeysel oluyor ve sanatı öldüren bir yanı da var. Bundan yararlanan bir yan da var, bir paradoks içinde gidiyoruz. Şimdi iyi bir şiir okuyucusu da yok artık. Herkes alıp da şiiri veya şiir kitabını sonuna kadar okumuyor

Gençler Şiirle Az İlgileniyor

Popüler kültür ve edebiyat düzeyine baktığınızda çok önemli bir şey görüyorum. Lise edebiyatında birinci yeni de kesiliyor. İkinci yeni şairleri,  ne Cemal Süreyya ne İlhan Berk ne Turgut Uyar ne Sezai Karakoç öğretilmediği için insanlar orada kalıyor.

Bir de ÖSYM ‘nin üniversiteye giriş sınavları hep ezbere dayalı olduğundan insanlar şiiri bilmiyor. Halbuki yaratıcılığın temelinde, imgesel düşünmenin temelinde şiir var. Eğer siz iyi bir metin yazmak istiyorsanız mutlaka şiir okumalısınız. Gözünüz şiirlere imgelere değmeli onlara dokunmalı. Ama bu olmuyor bunu sağlayamadık. Gençler arasında çok az şiirle ilgilenen var. Maalesef böyle.

Kültürel Çölleşme Müzikte de Yaşanıyor

Günümüzde üretilen müzik güftelerinde birbirini tekrarlayan sözler çok. Ondan kurtulmak lazım. Tamam ben bazı genç şarkıcıların bunu aştığını görüyorum ama genelde bir şiire dayanan ya da bir şairle iş birliğinde şarkılar daha güçlü olabilir. Fakat gündelik hayatı anlatan iyi şarkılar da var. Yaygın popüler kültürde birbirini tekrarlayan sözlerle melodilerle gidiyor. Tıpkı hayatımızın daralması sığlaşması gibi kültürel alanda çölleşme müzik alanında da devam ediyor. Buna direnen küçük bir grup var belki ama yeterli değil. Müzik endüstrisi burada debelenip duruyor. Bunu aşmamız lazım el birliğiyle.

Program Podcast Kaydı: